Hastalık ve Musibetleri Önlemede Sadakanın Tesiri

İnsanoğlu geçici dünya hayatında zaman zaman musibetlerle sınanır. Bu sınanma bazen münferid olurken, kimi zaman ise toplumu hatta geniş çevreleri kuşatır. İmtihan kıstaslarından biri de hastalıklardır. Râğıb el-İsfehânî (Rahimehullâh) ve lügat alanında mühim eserler kaleme almış olan âlimlerimiz, hastalıkların musibetlerden olduğunu belirtmiş ve salgın hastalıkları büyük musibetler arasında zikretmişlerdir.

Musibetlerin birer imtihan oluşu, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle ifade buyrulmuştur:
(Allâh-u Te’âlâ’dan başka) her canlı ölümü(n acısını) tadıcıdır! Biz sizi bir deneme olsun diye (hastalık ve fakirlik gibi) şer(ler)le de, (sağlık ve zenginlik gibi) hayır(lar)la da imtihan (edenin muamelesine tâbî) edeceğiz! Ama (sonunda hesap ve ceza için) ancak Bize döndürüleceksiniz! (Sabrınızın ve şükrünüzün karşılığını da işte o zaman göreceksiniz.)[1]

Bir mü’min, musibetlere karşı tavır konusunda her şeyden önce, Allah Te‘âlâ’nın müsaadesi ve takdiri olmaksızın hiç kimseye herhangi bir olumsuzluğun erişemeyeceğini; kendisine gelip çatanın, zaten ona isabet edecek olduğunu, ona isabet etmeyenin de zaten kendisine gelip çatmayacağını bilmekle mükelleftir. Zira âyet-i kerîmede bu hakikat şöyle ilân olunmuştur:
“Allâh’ın izni(; dilemesi ve imkân vermesi) ile olmadıkça (insanın malına, çocuğuna ve canına) hiç bir musibet çatmaz! Her kim Allâh’a iman ederse; O, onun kalbini hidâyet eder. Allâh her şeyi (hakkıyla bilen bir) Alîm’dir.”[2]

Musibetlerin sebepleri hakkında, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerde birtakım hususlar zikredilmiştir. Geçmiş ümmetlerin helâkine sebep olan ameller işlendiğinde, faiz ve zina gibi günahlar yaygınlaştığında yeni salgın hastalıkların baş göstereceği ikazında bulunulmuştur.[3]

Belâlar, Sadaka ve Duâ ile Def Edilir

Abdullah ibni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivâyet olunduğuna göre, Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Ayak sürçmesi, musibet, hastalık, tırmıklanmak, göz seğirmesi ve bunların fevkindeki her sıkıntı verici şey belâdan sayılır.”[4]

Hadîs-i şerîfte, hastalıkların belâlardan sayıldığı açıkça zikredilmiştir. Bu itibarla, hastalıkları önleme ve tedavi konusunda tıbbî çareler kadar manevî çareler ve bahusus sadaka önem taşır. Abdullah ibni Mes‘ûd (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte, Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), malî ibâdetlerin bu özelliğini açıkça ifade buyurmuştur: “Mallarınızı zekâtla koruyun, hastalarınızı sadaka ile tedavi edin, belâya da duâ hazırlayın.” [5]

Kötü son, feci ölüm en büyük musibetlerdendir. Sadaka, bu musibeti önleme konusunda mühim bir tesire sahiptir. Sadakanın bu anlamda manevî reçetelerden oluşuna, özellikle feci ölümü önleme noktasında tesirine Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle dikkat çekmiştir: “Sadaka vermek Rabbinin isyan edenlere karşı gazabını söndürür ve kötü ölümü de önler.”[6]

“Az sadaka, çok belâyı def eder!” sözünün mucibince, hastalık ve musibetlere karşı tedbirimizi sadaka ve duâlarla alalım.

 

Dipnotlar


[1] Enbiyâ Sûresi: 35.
[2] Teğâbün Sûresi: 11.
[3] İbn Mâce, Fitneler, 22.
[4] Deylemî, el-Firdevs, 5/128, No:6395’den.
[5] Deylemî, el-Firdevs, 2/206, No:2480; Heysemî, Mecma‘u’z-Zevâid, 3/63.
[6] Tirmizî, Zekât, 28.